Türkiye-Libya İlişkileri: Güvenlik ve Refah Ortaklığı
12 Haziran 2020

Şubat 2011’de başarıyla gerçekleşen devrimden beri Libya, devleti yenileme çabası noktasında uluslararası destek aramaktaydı. Devrim sonrası Libyalılar kendilerini, güvenlik ve kamu hizmeti vermekten yoksun kırılgan bir ülke ile yüzleşirken bulmuşlardı. Şeffaf ve hür bir ortamda başarıyla gerçekleştirilen yerel ve parlamento seçimlerine rağmen, yeni seçilen yapılar devlet inşası konusunda açık bir vizyon ve plan geliştirme konusunda başarısızdı.

Libyalılar özgürlük, adalet ve refah konusunda büyük bir azme sahiptiler. Libya’nın bereketli doğal kaynaklarının, iç içe geçmiş toplumsal yapısının, Kuzey Afrika ve Akdeniz’deki merkezi konumunun refah dolu bir gelecek sunması gerektiğinden emindiler.

Ne yazık ki, yeni Libya’nın lider kadrosu zorlukların ve engellerin büyük ve çeşitli olmasının yanı sıra karmaşıklığını da çok geçmeden fark ettiler. Libyalıların devrim sonrası dönemde özgürlüğü ve refahı tatma beklentilerinin karşılanmasının ne kadar zor olduğu ortaya çıkmıştı. Uzun süreli adaletsizlik, diktatörlük ve sosyo-politik ayrılıklardan kaynaklanan güvenlik sorunları ile silahlanmanın yaygınlaşması ise silahlı çatışmanın tekerrürüne neden oldu. 2014 senesine gelindiğinde çatışmalar, yeni seçilen hükümetlerin güvenlik ve istikrar konularındaki hataları ve eksikliklerinden yararlanan Haftar tarafından gerçek bir iç savaşa evrildi. Bahsi geçen bu kargaşa ortamı ise halen devam etmekte…

Haftar’ın gücünü tahsis etme teşebbüsü ve 17 Şubat devrimcilerinin yeni bir diktatörlüğü kabul etmeyi reddedişinin üzerinden altı sene geçti. Hiçbir taraf vatandaşların istediği gibi, barışı, güvenliği ve refahı sağlayacak güvenlik sektörü reformunu gerçekleştiremedi. İki taraf da kamu sektörü reformu ya da inşası ile yolsuzlukla mücadele konularında başarılı olamadı. Sosyo-ekonomik ilerleme, altyapı geliştirme ve kamu hizmeti konuları ise Libyalıların hayatını acınası bir hale gelmesine neden olacak kadar kötüleşti.


Türkiye-Libya Güvenlik ve Askeri İşbirliği Anlaşması

Uluslararası tanınırlığı olan Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ve Türkiye arasında 27 Kasım 2019’da Güvenlik Anlaşması imzalanmasından bu yana, özgürlük, refah ve demokratik yönetim isteğindeki insanlar arasında umutların yükseldiği görülmektedir. Bahsi geçen anlaşmanın, Libyalıların ülkelerini Haftar’dan kurtarmak ile güvenli ve refah sahibi bir Libya inşa etmekte destek olacağına inanmaktadırlar. Haftar’ın yenilmesinin ardından asıl zorlu görevin yeni, modern kurumlar ve Libya inşası olduğu birçok insan tarafından fark edilmiştir. Haftar’ı yenmek Libya’nın sorunlarının bir sonu değil, aksine Kaddafi rejiminin yıkılmasının ardından başarısız olmuş bir ülke ile baş etmenin başka bir aşamasının başlangıcıdır. Libyalılar bir devleti baştan oluşturmanın, yozlaşmış baskıcı bir rejimi devirmekten daha zor ve özen gerektiren bir süreç olduğunu öğrenmişlerdir. Son aylarda Türkiye desteği ile birlikte, UMH güçleri Libya’nın batısında Haftar ve Fransa, Rus Wagner paralı askerleri, Mısır, Sudanlı Cancavid paralı askerleri ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi uzun bir listeye sahip olduğu destekçilerini yenmesinin ardından çok büyük ilerlemeler kaydetmiştir. Askeri işbirliğinin başarısı, Libyalılara bu işbirliğinin güvenlik sektörü reformu gibi daha birçok devlet inşası girişimlerinde de sağlanabileceğine dair umut vermiştir.


Güvenlik Sektörü Reformu (SSR)

Haftar mağlup edildiğinde ve uluslararası toplum Libya’nın bir diktatör otokrasiyi değil demokrasinin peşinden gitmesine destek olmalarına ikna edildiğinde, pozitif rol oynama amacındakilerle birlikte, Türkiye-Libya ortaklığının Libya güvenlik sektörünü inşa etme ve yenileme konularında neler yapabileceği görülebilecektir. İşbirliği Anlaşması’na göre Türkiye, güvenlik sektörünün tesisi için Libya’ya eğitim, danışmanlık, planlama ve materyal desteği konularında destek verecektir. UMH ve Türk hükümetinin savunma ve içişleri bakanları arasındaki ortak çalışmalar da Libya’nın güvenlik düzeninin kurulmasına yardım etmesi için anlaşmanın en kayda değer kısımlarındandır. Bu zamana kadar Türkiye, Somali gibi kırılgan ve çatışma mağduru ülkelere uluslararası güvenlik sektörü reformu desteğinde bulunmuştur. Bu yeniden yapılandırma, askeri ve polis eğitimi çabaları UMH’nin de hayati bir biçimde ihtiyacı olan olgulardır. Milislerin Silahsızlanma, Demobilizasyon ve Yeniden Entegrasyon (DDR) aşaması Libya’da güvenlik sektörü reformunda karşılaşılan engel ve zorluklardandır.

DDR, güvenlik sektörü reformunun daha geniş bir stratejisinin bir parçası olmalıdır. Planlamaya, eğitim kamplarına ve genç ve uygun olan milislerin güvenlik güçlerine dahiliyetinin gerçekleşmesi için akademilere ihtiyaç duyulmaktadır. Silahlı grup üyelerinin sivil hayata dahil olmalarını kolaylaştırmak için iktisadi bazı fırsatlar sunmak ise başka bir ihtiyaçtır. Libya Yeniden Entegrasyon ve Kalkınma Programı’nın (LPRD) yürüttüğü çalışma gibi bazı çalışmalar, bir numaralı silahlı grup üyesi yeniden entegrasyon seçeneğinin Orta ve Küçük Boy İşletmeler (SME) olduğunu göstermiştir. Başka niyetleri olan ya da bir iş yürütmeye uygun olmayanlar için ise ek seçenekler de ayrıca belirlenmek zorundadır.


Altyapı ve İktisadi Gelişme

Ticari ve ekonomik işbirliği, Libya devletinin istikrarı ve yeniden inşası yolunda çok önemli faktörlerdendir. Mevcut silahlı çatışma ortamını körükleyen ana sebeplerden biri hiç şüphesiz sosyo-ekonomik gelişmenin yokluğudur. Çatışmaya dahil olanların çoğu kendi yaşamları ve çevreleri için bir geçim kaynağı arayışındadır. Libyalılar yıllar boyunca, zayıf ve işlemeyen altyapıdan muzdarip ve yeterli kamu hizmeti, elektrik, ulaşım, sağlık ve eğitim sektörünün eksikliği ile yaşamışlardır. Libyalıların "Özgürlük ve Refah" uğruna ağır bedeller ödediği 17 Şubat Devrimi üzerinden neredeyse on yıl geçti. UMH ya da haleflerinin Libyalıları bir araya getirmesi ve umutları yeşertmesi için kamu hizmetlerinde ve ekonomide ilerleme kaydedilmelidir. Petrol ve doğalgaz gelirleri ile Libya ve altyapı ve iktisadi gelişme konularındaki tecrübe sahibi Türkiye, Libyalıların "daha iyi bir yaşam" hayalini gerçekleştirebilirler.

Türkiye ve UMH birçok zorluk ve muazzam fırsatlarla karşı karşıyadır. İşbirliği Anlaşması, bahsi geçen mevzulara hitaben harika bir araçtır. Başarılı işbirliğinin ilk adımı, UMH tarafından kontrol edilen bölgelerdeki Libyalı insanlara bir başarı hikayesi sağlamaktır. Güvenlik Sektörü Reformu (SSR) ve iktisadi gelişmedeki olumlu ilerlemeler şüphesiz ki Libya’nın geri kalanında da umutları yeşertecektir. Bu umut er ya da geç tüm Libyalıları özgür, istikrarlı ve refah içinde bir Libya tesisi amacında bir araya getirecektir.