Hafter’in Kirli Oyunu Sona Ermek Üzere
15 Haziran 2020

2014 yılının Mayıs ayında Libya ordusundan emekli bir General, ülkenin doğusundaki Bingazi kentine askeri operasyon başlatarak, ülkede askeri bir yönetim ilan etti. Bu girişim, Temmuz 2013’te Meşru Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi deviren Mısır ordusunun gerçekleştirdiği darbeden ilham almıştı. Halife Hafter adındaki bu Emekli General, daha önce Bingazi çevresinde yaşayan kabilelerle görüşmüş ve onları Bingazi’nin teröristler tarafından yönetildiğine ikna etmişti. Bunu yaparken özellikle 2013 yılı başından bu yana şehirde gerçekleşen ve İslamcılara karşıt olan aktivistler, ordu mensupları ve gazetecileri hedef alan suikast silsilelerini öne sürmüştü. Ortam, Bingazi’yi güvenlik sorunlarından kurtarmak için uygundu.


Halife Hafter, böyle bir ortamda Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından finanse edilen medya kurumları, insanların duygularını istismar ederek onları İslamcılara düşman etmiş ve İslamcıları terörist olarak niteleyerek savaşı başlatmıştı. Böylece, kanlı darbe planının Bingazi’den başlayarak bütün Doğu Libya’ya yayılması için ortam hazırlanmıştı. Hafter, Bingazi’yi ele geçirmek için yaptığı ilk girişimde, çoğu Kaddafi’nin devrilmesinden sonra kendi işine dönen devrimciler tarafından başarısızlığa uğratıldı. Darbe söylentilerinin başlamasıyla harekete geçen devrimciler, birkaç saat içinde Bingazi’de Hafter’e bağlı 3 karargahı ele geçirerek onu gülünç duruma düşürmüştü.


15 Mayıs 2014 günü Bingazi’deki Hafter’e bağlı hücreler, planlı olarak devrimcilerin evlerini hedef aldı. Bu, Mısır’daki darbe sonrası Sisi’ye bağlı baltacıların stratejisiyle aynıydı. Baltacılar, darbenin ardından muhaliflere ait iş yerleri ve evlere saldırarak yakmıştı. Bingazi’de ise Hafter’e bağlı teröristler, devrimci şehitlerden Kuran hafızı ve Vaiz Şeyh Abdusselam Suayd’ın evine saldırmış, babasını ve 4 kardeşini öldürmüş, evini de yakmıştı. Benzer saldırılar şehirdeki çok sayıda aktivist ve muhalifin evlerine de düzenlendi. Saldırılar yüzünden Hafter’e muhalif olan binlerce insan Mısrate ve Trablus’a sığınmak zorunda kaldı. 58 bini aşkın aile Bingazi’den göç etmek zorunda kaldı. Bu yüzden devrimciler, evlerini ve ailelerini korumak için Bingazi’nin etrafından çekilmek zorunda kalmıştı. Bu noktadan sonra savaş şehir içine taşındı. Şehrin doğu ve güney kısımlarında 4 yıl süren ve Hafter militanlarının BAE ve Mısır’dan hava desteği çatışmalarda 600 devrimci, darbecilere karşı kahramanca direndi. Birleşmiş Milletler (BM) raporlarına göre BAE, Bingazi’deki çatışmalarda 4 yıl boyunca Wing Long ve Air Tractor savaş uçaklarını kullandı. Sonuçta Bingazi Hafter militanlarının kontrolüne geçerken Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre 14 bin kişi çatışmalarda öldü.


Bazıları, daha sonra Hafter’e katılan Temsilciler Meclisi’nin meşruiyetinden bahsetse de Hafter’in bir darbeci olduğunu okuyucuya ispat etme gereği duymuyoruz. Zira Hafter, askeri operasyonlara başladığında emekli olmuş eski bir Generaldi. Ayrıca Hafter, Temsilciler Meclisi’nin Eylül 2014’te Tobruk’ta kurulmasından önce aralarında el-Racime ve Beninan üslerinin de bulunduğu bazı üsleri ele geçirmişti.


Libya’daki siyasi taraflar, 2017 yılında BM gözetiminde bir siyasi anlaşma için görüşmelere başlamıştı. Bu görüşmeler sonucunda Ulusal Mütabakat Hükümeti (UMH) kurulmuştu. UMH Başkanlığı’na getirilen Faiz es-Serrac, Hafter’e destek veren Temsilciler Meclisi’nin bir üyesiydi. Hafter karşıtı güçler, Avrupa ülkelerinin baskısıyla bunu kabul etmişti. Ancak buna rağmen uluslararası güçler meşru bir siyasi aktör olması için Hafter’e destek vermeye devam etti. Hafter ise bütün bunlardan memnun olmadı. Askeri operasyonlarına devam ederek Derne, Ecdebiye ve Petrol Limanları’nı ele geçirdi. Trablus’a saldırmak için güney bölgelerini de ele geçirerek bu “başarısını” taçlandırdı. Yavaş yavaş ilerleyen Hafter militanları, Libya’nın güneyindeki bütün hava üslerini işgal etti. Bütün bunlar batılı ülkelerin gözlerinin önünde gerçekleşirken bu ülkeler hiçbir kınamada bulunmadı. Adetleri üzere sadece endişe duyduklarını bile dile getirmeyen bu ülkelerin liderleri, hiçbir siyasal vasfı olmayan darbe liderini ağırlamak için adeta birbirleriyle yarıştı. Şüphe yok ki, bize demokrasi telkin etmelerine rağmen Avrupa ülkeleri, bölgede askeri yöneticilerle muhatap olmayı tercih etmektedir.


Bununla birlikte 2019 yılının Nisan ayında Libya’nın Gadamis kentinde bütün tarafların katılacağı bir kongre toplanması için hazırlıklar başlamıştı.  Hafter de bu taraflardan biriydi. Ancak Hafter’in bir anda Trablus’a askeri operasyon başlatması, bütün Libyalı tarafları şok etmişti. Batı ülkeleri bu operasyonun en fazla bir haftada bitmesini bekliyordu ama bu kez şoka uğrayan kendileri oldular. Devrimciler bu saldırıyı püskürterek Hafter’e bağlı 120 komutanı esir almayı başardı.

 

Hafter, Trablus’a yönelik başlattığı bu operasyonda güvenlik yetkilileri, hastaneler ve sivil havaalanlarını hedef alarak kadın ve çocukları soğukkanlılıkla öldürdü. Bu gelişmeler UMH’yi Türkiye hükümeti ile iletişime geçerek yardım talebinde bulunmaya itti. Türkiye hükümeti de UMH’ye destek vermekten geri durmadı. Türkiye, iki taraf arasında imzalanan güvenlik anlaşmasıyla birlikte Rus Wagner şirketi aracılığıyla Afrika’dan paralı militanları Libya’ya getiren ve Mısır, BAE, Ürdün, Fransa ve Rusya’nın desteklediği Hafter’i dizginleme imkanını elde ediyordu.

 

Türkiye’nin askeri desteğinin ardından dengeyi kendi lehine çeviren UMH, kısa süre içinde Trablus yakınlarındaki Giryan kentini Hafter’den kurtardı. Takip eden 6 aylık süreçte ise UMH kuvvetleri Hafter’e bağlı militanları sadece Trablus’tan püskürtmekle kalmayarak bütün batı bölgelerinden çıkarmayı ve ülkenin orta kesimindeki Sirte kentine ulaşmayı başardı.


Hafter’in Savaş Suçları


Bu noktada işaret edilmesi gereken temel şey, Hafter’e bağlı kuvvetlerin Trablus’un güneyinden çekilirken işlediği savaş suçlarıdır. Bu militanlar, çekilirken çocuk oyuncakları ve çeşme muslukları dahil her şeye bomba düzeneği yerleştirdi. Ağaçlara, Bahçelere ve Evlere mayınlar döşedi. Tarhuna’nın UMH tarafından ele geçirilmesinin ardından neredeyse her gün yeni toplu mezarlar bulunuyor. Bu mezarlara, Hafter militanları tarafından öldürülen kadın ve çocukların gömüldüğü görülüyor. Bu savaş suçlarından sadece Hafter ve militanları değil, onlara silah ve siyasi destek sağlayarak Libya halkını öldürenler de sorumludur. Bunu söylerken Hafter’in suçlarını örten Avrupa ülkelerinden bahsediyorum. Bu ülkeler Hafter’i BM üzerinden ve verdikleri siyasi destekle aklamak istiyor çünkü halkların iradesi ve seçim sandıkları “Beyaz Adam”ın çıkarlarına uymuyor.


Eğer insanın onuruyla yaşadığı bütünlüklü ve bağımsız bir Libya umudu varsa bu umudun gerçekleşmesinin tek yolu Hafter gibilerinin siyasi sahneden silinmesi ve ülkedeki istikrarı akamete uğratarak halka karşı isyancıları destekleyen dış müdahalelerin sona ermesidir. Bu yüzden Libya’nın istikrarı 2013 yılından beri ülkedeki İslami duruma düşman olan siyasi partileri ve fitneyi teşvik eden medya kanallarını destekleyen BAE müdahalelerinin durdurulmasına bağlıdır. Türkiye’nin müdahalesi ise Libya’da dengeyi sağlamak için atılmış bir adımdır. Bu adım tabiatiyle mazlum sivillerin feryadına koşmak için gelmiştir. Tankların sırtında iktidarı gaspetmek isteyen generallere destek için değil.